MERSİN (DİHA) - Mersin Merhaba Sanat Tiyatrosu, “Anlatılmaz bir zulümdür çektiklerimiz” adlı oyun ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Türkiye’de yaşanan hak ihlallerinin anlatıldığı oyunun yazarı Adil Okay, Kürt sorunu tartışmalarına sanatla dahil olacaklarını söyledi.
Mersin Merhaba Sanat Tiyatrosu, politik ve güncel konular hakkında birçok eserle adından söz ettiren yazar Adil Okay’ın yazdığı, Ramazan Velieceoğlu’nun yönettiği “Anlatılmaz bir zulümdür çektiklerimiz” adlı oyunu sahneleyecek. 1978 kuşağından kişilerin katkılarıyla hazırlanan oyunda, TKP önderi Mustafa Suphi’den, 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’a kadar birçok konu cesaretle işlenirken, Türkiye’deki devrimcilerin, işçilerin, emekçilerin, azınlıkların, kadınların, çocukların ve bir bütün olarak insanlığın çektiği acı, maruz kaldığı zulüm işleniyor. Kürt sorununun da işlendiği oyunda, çoğu amatör olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütlerinde yer alan Akın Hanbay, Ali Sesal, Bahadır Benjamin Bingöl, Cüneyt Durnazoğlu, Mahmut Karabulut, Mehmet Çağlar, Özgür Artık, Tülin Şahin Okay, Zeynep Altan rol alıyor.
Yaşı büyütülerek 17 yaşında idam edilen Erdal Eren, Diyarbakır Cezaevi’ndeki uygulamalara karşı bedenini ateşe veren Mazlum Doğan, Diyarbakır Cezaevi’ndeki insanlık dışı uygulamalar, faili meçhul bir şekilde katledilen Musa Anter, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz, Agide Cimo, Uğur Kaymaz olaylarının işlendiği oyunda, Kürtçe ve Türkçe müzikler kullanılacak. Oyunda ayrıca Adnan Yücel’in ‘Dörtler’in Gecesi’ adlı yapıtından bir şiir de seslendirilecek.
‘Dorfman’ın oyunundan etkilendim’
Ariel Dorfman’ın “Başka bir dünya için manifesto- Karanlığın Ötesinden Sesler” adlı 51 insan hakları savunucusunu konu edindiği oyunu okuduktan sonra sarsıldığını ifade eden oyunun yazarı Adil Okay, “Hayatı boyunca, dönem dönem içine düştüğüm ‘alışmanın- kanıksamanın’ yarattığı aymazlık halimden bu oyunla sıyrıldım” diye konuştu. Babası Süleyman Okay’ın 12 Eylül darbesinin ardından tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirdiğini ifade eden Okay, “Daha iyi, eşit, özgür ve adil bir dünya uğruna hayatlarını kaybeden binlerce Türkiyeli devrimciyi, insan hakları savunucusunu Ariel Dorfman’ın yaptığı gibi anabileceğimizi, onların mücadelelerini yeniden, sanat yoluyla estetize edip anlatarak onlara layık olunabileceğini düşündüm. Onların yolumuzu nasıl aydınlattıklarını bu anlamda onlara ne kadar borçlu olduğumuzu sadece kuru ajitatif bildirilerle değil, sanatın gücünü kullanarak anlatabileceğimizi Dorfman’ın oyunuyla bir kez daha fark ettim” dedi.
‘Hiç bir aydın burnunu dibindeki Kürt trajedisini görmezden gelemez’
Oyunda Dorfman’dan farklı olarak bugün yaşayanları değil, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ölen, öldürülen insan hakları savunucularını ve “öteki” oldukları için katledilen insanları konuşturmaya çalıştıklarını vurgulayan Okay, kronolojik bir sıra izlemek için Mustafa Suphi’den başlayıp bugüne kadar geldiğini söyledi. Okay, “Her gelenekten, etnik kökenden, cinsten sembolleri seçmeye çalıştım. Sembolleri radikal solla sınırlı tutmamak için, örneğin sivil faşist güçler tarafından katledilen bilim insanlarından Bedrettin Cömert’i, töre cinayetinde hayatını kaybeden kadınlardan Güldünya’yı ve eşcinsel Dilek İnce’yi de konuşturdum” dedi.
Oyunda Kürt sorununa özellikle Kürt sorununa dikkat çekmek istediğini kaydeden Okay, “Hiç bir aydın dünyanın öbür ucundaki mazlum halkların yaşadığı trajediyi eleştirirken burnunun dibindeki Kürt halkının yaşadığı zulmü görmemezlikten gelemez. Mazlum Kürt halkının yaşadığı zulmü sol aydın ve yazarlar kendi parametlerine mutlaka yerleştirmek zorundadır” diye konuştu. Ermeni ve azınlıklar sorununu da işlediğini ifade eden Okay, “Sorununu anlatabilmek için 2007 yılında İstanbul’da ‘Aydınlık Sorgular Sempozyumunda’ birlikte konuşmacı olduğum Hrant Dink’i andım. ‘Dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle sırtından vurulanları anmak için Baran Dursun’u, işkencenin sürdüğünü anlatmak için, ‘2008 itibariyle Türkiye’de işkence bitti’ yalanını hayatıyla deşifre eden Engin Çeber’i konuşturdum” dedi.
‘Oyun karanlık geçmiş ile hesaplaşmayı hedefliyor’
Bu oyun ile geçmiş ile hesaplaşılması gerektiğini hatırlatmanın bir yolu olduğunu söyleyen
Yönetmen Ramazan Velieceoğlu ise amaçlarını şöyle belirtti: “Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan insanlık dışı akla hayale sığmayan işkenceler ile hesaplaşılmadı. Yazılan karanlık tarihin yazarlarıyla hesaplaşılmadığı için Kürt sorunun çözümü konusunda tıkanma yaşanıyor. Dünyanın birçok yerinde birçok karanlık olay ile hesaplaşıldı. Bizim umudumuz bu oyun aracılığıyla Türkiye’nin karanlık tarihi ile hasaplaşılarak başta Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunlar demokratik, adil ve barışçıl yöntemlerle çözülebileceği bilinç düzeyine çıkar.”
Tiyatroda rol alanlardan Mahmut Karabulut ise bu tiyatroda rol ve görev almaktan onur duyduğunu belirterek, “Kürt sorunu konusunda birçok tartışmanın yapıldığı bir süreçte bu oyunun Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşlara, aydınlara, yazarlara ve tüm emekçilere çözüm
konusunda gerekli mesajı vermesini umut ettiğini belirterek, “Barışın kardeşliğin ve eşitliğin önemine dair mesaj veriyor” diye konuştu.
Hummalı bir şekilde hazırlığı süren oyun ilk olarak 20 Haziran’da Akdeniz Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sahnelenecek. Oyun, ardından Türkiye turnesine çıkacak.





“‘Anlatılmaz bir zulümdür çektiklerimiz’ izleyici karşısına çıkıyor” için 0 Yorum yapılmış.